35 yıllık doktorluk mesleğimde, Almanya’nın Berlin kentinde aile hekimlik alanında 15 sene çalışmış olmak, güzel anılar ve başarılı tedavilerin yanı sıra, ne yazık ki beni doktor olarak üzen durumlarla da karşılaştırdı.
Meslek gereği, zaman zaman tedavisi mümkün olmayan durumlarla ve ümitsiz vakalarla da yüz yüze gelmiş oldum. Sadece ağrıları dindirmek, hastayı teselli etmek ve yakınlarına destek olmakla yetinmek mecburiyetinde kaldım. Mesleğimin vazgeçilmezlerinin yanı sıra, gitgide artan alerji vakalarına rastladım. Sadece, semptomları yani hastalık belirtilerini gidermek ve her sene aynı şikâyetten gelen hastalarıma başka türlü yardımcı olamamak beni tedirgin ediyordu.

O zaman 16 yaşında olan kızım Lale yumurta akına karşı alerjisi olan ve beni bu konuda çaresiz bırakan hastalarımdandı. Genelde, klasik tıp bu durumlarda alerji yapan maddeyi tanınan metotlar ile tespit edip, hastanın bu alerjen maddelerle temasta bulunmamasını tavsiye eder. Başka bir alternatif ise, hastanın rahatlamasını sağlamak için alerji ilaçları ( antihistaminikler) ve steroidler uygulamaktır.

Hem anne olarak kızımın durumu, hem de hastalarımı geleneksel tıp ile tedaviye çalışıp, kesin bir çözüm bulamamak beni hep endişelendirdi.

Sonunda çözümü buldum:
Almanya’ da alerjiyle ilgili tamamlayıcı tıp metotları hakkında bilgi edindim. Seminerlere katıldım. Sonunda Biyofrekans tedavi metoduyla karşılaştım. Her doktor gibi bilimsel yanını araştırdım, belli bir süre sonra Biyofrekans tedavi metodunu senelerdir başarıyla uygulayan doktorlarla görüştüm. Temel, ileri seviye ve özel konularda Biyofrekans eğitim seminerlerine katıldım.
İlk hastam kendi kızım Lale oldu. 3 seans Biyofrekans tedavisinden sonra, psikolojik etkeni ortadan kaldırmak amacıyla, kendisinden gizli olarak yemeğine yumurta ilave ettim. Alerjik bir durumla karşılaşmayınca, daha çok yüreklenip yumurtalı kek vs. yemesini sağladım. Kızım Lale şimdi rahatlıkla her türlü yumurta içeren besin yiyebiliyor. Alerjisi tekrarlamadı.

Bu iyi neticeden sonra kendi muayenehaneme başvuran çeşitli vakaları (alerji, migren, kronik ağrılar, bel ve boyun fıtıkları, MS, ürtiker, saman nezlesi vs.) başarıyla tedavi ettim.
Çocukluk çağında başlayan 38 yıllık Almanya maceramı bitirerek hep özlemini çektiğim yurduma dönme kararı aldım. Bu bağlamda Haziran 2005 de İstanbul’da Biyofrekans terapi metodunu temel alan özel muayenehanemi açtım ve çalışmalarıma başladım. Kısa süre sonra hasta potansiyeli inanılmaz boyutlara ulaştı. Memnun kalan hasta en az üç yeni hastayı getiriyordu. Çoğu, yıllardır alerji hastalığına çare arayanlardı. Her gün 3 Biyofrekans cihazı ile ortalama 25 hastaya hizmet veriyor ve kişisel sınırlarımı zorluyordum. Hastalar, terapi olduktan sonra daha önce danıştıkları doktorlara Biyofrekans sisteminden söz ediyorlardı. Bu doktorlarda meraklarını gidermek için beni muayenehanemde ziyaret edip bilgi alıyor ve bize hasta yönlendiriyorlardı. Özel çalışan doktorlar Biyofrekans cihazını kendi kullanımları için araştırıyor ve benden eğitim talep ediyorlardı. Dolayısıyla hem meslektaşlarıma bilgilerimi aktarmak hem de özel muayenehanemde hasta kabul ederek şifaya aracı olma mutluluğunu halen tatmaktayım.

Özet:
14 yıldır Almanya da düzenlenen temel, ileri ve eğitmen seminerlerine katılarak ve deneyimli hocalarımdan dersler aldıktan sonra ve hala alarak Türkiye’de Biyofrekans Eğitim Sistematiğini uygulamaktayım. Her ay çeşitli konularda( örneğin, Otoimmün Hastalıklar, Alerji, Enfeksiyon Hastalıkları…) Biyofrekans Sistematiğini gösteren seminerleri organize etmekteyim. Bu eğitimler Türkiye’ nin çeşitli illerinde organize edilmesi mümkün olduğu gibi, merkezimiz Kuşadası’nda harika bir tatil ortamında da gerçekleştirilmektedir.
Bu başarılı ve yan etkisi olmayan tedavi metodunu hastalarıma uygulamak, diğer doktorlara tanıtmak ve dolayısıyla birçok hastanın şifa bulmasını sağlamak Biyofrekans Tedavi Merkezimizin hedefi olmuştur. Eylül 2007-Temmuz 2018 arasında Kuşadası’nda hastalarıma muayenehanemde hizmet verdim. Aktüel misyonum Biyofrekans Sistemleri Eğitim ve Araştırma Hizmetleri firmasının kurduğu Akademiyi ve bilimsel çalışmaları koordine etmek ve aylık seminer ve online seminerler ile doktorlarımızı Titreşim Tıbbında eğitmektir.

Dr. med. Sümer Zeynep Karabey

Açıklama: Dr. med. Sümer Zeynep Karabey, 2019 yılında, dünyanın en kapsamlı titreşim tıbbı akademisi olan  Akademie der Harmonikalischen Frequenzanwendung’da bilimsel kurul danışmanlığı görevine getirilmiştir.

E-Bülten

Kaydolun, yeniliklerden ilk önce haberdar olun!

Bilgilendirme: Sitemizde sözü geçen her türlü cihaz ve yöntemlerin kullanılması halinde hiçbir tedavi vaadinde bulunulmadığını belirtmek isteriz. Kullanılan tıbbi, kinezyolojik, radyestetik ve elektriksel ölçüm yöntemleri bilim ve geleneksel tıp tarafından henüz kabul edilmemektedir. Bu nedenle etkinliği herkes tarafından sınırsız bir şekilde anlaşılamamaktadır. Garanti talepleri mahfuzdur.

Üye Ol/Giriş Yap